Şirkete Bağlı mı Bağımlı mısınız?

Fatmanur Erdogan, yenibiris.com

İşsizliğin had safhaya çıktığı bu dönemde İzmir’de bir fabrika’nın 14 yıllık işçisi ‘Hakkım helal değil’ diye bağırıyor. Firma, 14 yıl bünyesinde çalışanlar da dahil olmak üzere bir dolu çalışanını kapının önüne koymak zorunda kalıyor.

Aynı zamanda, İnsan Kaynakları uzmanları şirketlere bağlılık yaratmak adına bir dolu çaba harcıyor. ‘Şirketimize bağlılık oranı %75’in üzerinde’ diye övünen şirketlerin bağlı çalışan mı yoksa bağımlı çalışan mı yarattıklarının da irdelendiği şüphesiz. Ancak yaratılan bu bağlılık, gün geldiğinde, şirkete bağlı olsa da, bazı çalışanlara artık ihtiyaç olmadığından, anlamsız hale gelebiliyor.

Günümüzde kendini profesyonel anlamda geliştirmeyi durduranların zamanla sistem dışına atıldıklarını gözlemliyoruz. Artık, pazarlama biliyorsanız, teknolojiden de anlamanız gerekiyor. Mühendisseniz, yönetsel yetkinlikler de kazanmanız bekleniyor. Koçluk yapıyorsanız, psikoloji eğitimine de gerek duyuluyor. Kısacası, tek yönlü bilgi ve deneyim günümüzde pek geçer akçe değil.

Hepimizin güçlü yanları olduğu gibi fazla geliştirmeye önem vermediğimiz taraflarımız da var. İstisnasız hepimiz için geçerli bir durum bu. Ne var ki, bilgi ve tecrübe portföyümüzü ne kadar geniş tutarsak, profesyonel hayattan daha çok verim alıyoruz. Uzmanlık alanınızı tek bir konu olarak belirlemeniz, diğer alanlarda gelişime engel olmadığı gibi, eksikliği de profesyonel gelişimi köreltiyor. Hayatın ne getireceği de belirsizken; etrafta mühendis olarak iş bulmak zorsa, öğrenim portföyünüzden çıkartacağınız ek yetkinlikleriniz, size farklı ve beklenmedik kapılar açabiliyor.

Bunun yanı sıra, alanlarında başarılı çalışmalara imza atanların, şirketlere değil, hedeflere bağlı olduklarını gözlemliyoruz. Bu kişiler, yetenekleri ve yetkinlikleriyle şirketlere değer katıyor. Aynı zamanda onlar, hedeflerini gerçekleştirebilmek için kendilerine en uygun ortamları seçmeye ve yaratmaya gayret gösteriyor.

Çalıştığınız şirkete verdiğiniz 14 yılın sonunda, yeteneklerinizin aynı şirkette kalmakla gelişmediğini ve hatta körelmeye yüz tuttuğunu fark ediyorsanız, o şirketle bağınızı koparmaktan çekinmeyin. Ancak bilin ki, kendinizi kariyerinizde geliştirme sorumluluğu öncelikli olarak sizdedir. Şirketler çalışanların bilgi, yetenek ve tecrübelerini kullanarak büyümek ve gelişmek ister, bu yüzden de işe uygun ortamları, anlayışları ve kültürü oluşturmaya özen gösterir. Ne var ki, şirketler her zaman yeteneklerinizi maximum verimlilikte kullanamayabilir. Bu, şirketlerin iyi olmadığını göstermez: sadece sizin ihtiyaçlarınıza cevap veremediğine işaret eder. Bu zamanlar çalışanlar açısından önemli karar anlarını doğurur. Ya şirkete bağlı çalışan olarak hayatınıza devam edersiniz, ya da hedeflerinizin peşinden koşmayı denersiniz. Karar her zaman sizindir.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *